Her insan zaman zaman hayatının anlamını sorgular. Bazıları dolu geçen hayatına dönüp baktığında mutlu olur, ama onlar kadar şanslı olduğunu düşünmeyenler de elbette vardır. Yaşadığı hayattan memnun olmayan, sahip olmak istediklerine bir türlü ulaşamayıp mutsuz olan çok fazla insan vardır. Bu durumda her zaman bizden daha kötü durumda olanları düşünerek, kendimizi hayata bağlayıp şükretmeliyiz. Allah’a şükretmek insanın önemli bir vazifesidir. Dilimizi ve kalbimizi de teşekküre alıştırmak bu hususta önemlidir. İnsanlığı bütün özellikleriyle tanıyan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. “İnsanlara teşekkür etmesini bilmeyen, Allah’a şükredemez.” (Ebu Davud, Edeb 129 Hadis). İnsanlara teşekkür ederken de asıl teşekkür edilmesi gerekeni unutmamak gerekir.

Bazen şükretmek için kendimize çok büyük veya özel bir nimetin gelmesini veya büyük bir dertten kurtulmayı bekleriz. Ancak, etrafımıza baktığımızda yaşamın her anının bir nimet için geçtiğini görebiliriz. Halimize her zaman şükretmeliyiz. Örnek olarak, elimiz var, ayağımız var, gözümüz var, aklımız var. Şükür nimeti arttırırken, şükür etmemek ise bizi isyana, mutsuzluğa ve açgözlülüğe teşvik eder. Mesela 5 duyu organımıza bir zarar gelmeden onların değerini genellikle bilmeyiz. Bu nimetlerin her biri ayrı ayrı şükretmeyi gerektirir.